Medeniyet hem toplumların, hemde o topluma ait her ferdin en temel yapıtaşıdır. Medeniyetin kazanılmış olması fertleri kalkındırdığı gibi, ait olduğu toplumu da kalkındırır. Aynı şeyi aksi için de söyleyebiliriz. Medeniyetini yitirmiş olan toplum herşeyini yitirmiştir. Konunun burasında akıllara şu soru geliyor; peki medeniyet nedir, ve nasıl kazanılır?
Son günlerde gündemde olan bir konuya değinmek istiyorum. Ünlü bir firmanın 8-9 yaşlarındaki ağzı süt kokan çocuklara içki ikramında bulunması medyada büyük skandala yol açtı. Bu manzaraya baktığımda medeniyetin hangi noktaya geldiğini tasavvur ediyorum. Ve arkama dönüp baktığımda akıl almaz bir enkaz ve moloz yığını çıkıyor karşıma. Bir tarafta harap olmuş genç nesiller, diğer tarafta kundaktan yeni çıkıp çamura bulanmış terütaze beyinler. Bunların başında duran cahil ana-babalar... Hangisi için ağlayacağımı şaşırmış durumda başımı bir o yana bir bu yana çevirip duruyorum. Şimdi sizlere soruyorum; bu olanların sorumlusu kim? Bizler bu duruma nasıl geldik. Avrupaya medeniyeti öğreten Osmanlının torunları ,Avrupadan medeniyet dilenir olmuş. Onların sözde medeniyetleri onların olsun, nesillerimizi bize bıraksınlar.
Daha kendi yaralarına bile merhem olamayan Avrupayı örnek alan bizler, acaba onların neyine kanıyoruz? Bal diye zehir uzattıklarını anlamamız için daha nelerimizi feda etmeliyiz?
Avrupanın genç nesillerine baktığımızda ortada hiç de imrenilecek bir tablo olmadığını aklı, izanı yerinde olan her insan anlayabilir. Okullardaki ahlaksızlığın alıp başını gittiği; alkol, sigara, uyuşturucu ve fuhuşun kaç yaşına kadar indiğini açık şekilde görebiliyoruz. Ayrıca Avrupa mentalitesi altında yetişmiş geçlerin çoğunun ana-babasına karşı isyankar ve itaatsiz bir tutum içinde olduğu ortadadır. Bu gibi problemler Türkiyede de azdan çoktan almış başını gidiyor. İşte bunlar bizlere medeniyet adı altında yavaş yavaş enjekte edilen ahlak bozukluklarıdır. Medeniyeti arayan Osmanlının medeniyetine baksın. İnsanların güven içinde, birbirine saygı sevgi çerçevesinde, hak hukuk gözetilerek yaşadığı bir toplumu bulacaktır. Avrupanın ancak ütopya diye nitendirdiği o günleri bizim atalarımız yaşamışlardır. Atalarımızın medeniyetinin temel kaynağı da İslamiyet menşelidir. Temizlik medeniyetini Efendimizden (s.a.v.) öğrenen atalarımız, Avrupaya banyo-tuvalet adabı taşımıştır. Medeni bir fert olmak isteyen her bireyin dinine dört elle sarılması kanaatindeyim. Lakin toplumun düşünce yapısının çok hasar aldığını görüyoruz. Namaz kılmak, baş örtmek gericilik hesap olunurken; açık saçık giyinip, diskoda barda gezmek medeniyet oldu. Buna kimisi de modernleşme dedi. Milli şairimiz Mehmet Akif ERSOY'un şu mısraları çok manidardır:
Kim demiş Avrupa insanı medeni?
Ne edep var, ne haya çırılçıplak bedeni,
Eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni,
Desenize hayvanlar bizden daha medeni
NOT: Takip eden arkadaşlar her cuma günü yeni yazılarıma buradan ulaşabilirler... Saygılarımla...