Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, boşanma sonrası anne ya da babanın çocuğunu icra yoluyla bir mal gibi alabilmesi için harç ödemesine dair düzenlemeden vazgeçilmesi, çocuğunu göstermeyenlerin velayetinin değiştirilmesi, geçici olarak hapsen tazyik, nafakanın geçici olarak iptali gibi bazı düzenlemeler getireceklerini bildirdi.

Elbette böyle bir düzenleme elzemdir. Lakin daha önemli diğer bir konu ise, boşanmalarda velayetin genel olarak anneye verilmesi ve çocukların ayda sadece iki gece babada kalıyor olmasıdır.

Çocuklara yapılan bu zulüm derhal sonlandırılmalıdır. Bunun çaresi ise, boşanmalarda velayetin babaya verilmesi vede çocuklar kimde kalırsa kalsın, çocuklara anne ve babayı eşit oranda görme imkanının tanınmasıdır.

Eğer babada ciddi bir sorun yoksa, velayetin babada olması ve çocukların tüm masraflarının babaya yüklenmeside gerekir. Çünki 10-11 yaşlarına gelen çocuklara, annenin gücünün yetemediğine zaman zaman hepimiz şahit oluyoruzdur.

Bu durumda babanın ağırlığı çok büyük önem arz etmektedir. Babanın çocuk üzerindeki ağırlığını ayda 2 gece görmekle sağlaması ise mümkün değildir.

Ama ne yazık ki, ilkel medeni kanunlarımıza göre, babanın ailedeki liderlik vazifesi yok sayılarak, baba sadece bankamatik olarak değerlendirmekte ve babanın çocuklar üzerindeki söz hakkı, hem kanunen hemde boşanmalarda mahkeme kararları tarafindan tamamen yok sayılmaktadır.

Yani ilkel medeni kanunlarımızda, aile başıboş bir kurum olarak tanımlanmakta ve dolayısıyla, anne ve babanın görev yetki ve sorumluluklarıda kanunlarda bulunmamaktadır.

Oysa ki, İslam aileyi, sanki küçük bir devlet gibi tanımlar, babayı o devletin başı olarak tanır ve de, baba ve annenin görev, yetki ve sorumluluklarını en ince ayrıntısına kadar tanımlar.

Ancak ne yazık ki, sözde yasa koyucular İslam'ı baz almadıkları için, kanunen ailenin bir tanımını dahi yapamayacak kadar aciz kalıyorlar.

Bu şekilde Aile'yi ayaklar altına alan yasa koyucuların, aile yönetimi hakkında koyabildikleri kanuni tek cümle ise, Ailenin yönetiminde baba ve annenin eşit hakka sahip olduğuna dair saçma sapan bir cümledir. Yani bu madde ile, ailenin başıboş bir kurum olduğu kanun altına alınarak, büyük bir rezalete, devlet adına imza atılmıştır.

Hal böyle oluncada, bu rezalet, hem aile yapımıza bir ur gibi girerek, aile olma ciddiyetini gün geçtikçe ortadan kalmaktadır. Ne yazık ki, bu ciddiyetsizliğin bedelini yeni gelen neslimizin âsiliği ve taşkınlıklarıyla ödemekteyiz.

İnşaAllah sözde yasa koyucular, bu acı gerçeği tez zamanda fark ederler de aile olmanın ne demek olduğunu, hem kanunlara hem mahkeme kararlarına ve nihayet sosyal hayata nakşederler.